Bizde maalesef son zamanlarda bir “sosyal medya tarihçiliği” ve “sosyal medya Türkçülüğü” türedi.
Bölgede mevcut Türk devletleriyle ilgili ne zaman bir gelişme olsa, bazı kişiler hemen bilimsel dayanağı olmayan tezler ortaya atıyor; hukuksal ve tarihsel kanıtı bulunmayan bayraklar üretip bunları dolaşıma sokuyorlar. Hatta sosyal medya üzerinden adeta devlet bile kuruyorlar.
Örneğin Azerbaycan’ın Karabağ zaferinden sonra ortaya atılan “Zengezur Devleti” gibi iddialar bunun tipik örneklerindendir.
Mevcut dediğimiz İran’daki Türkleri boy boy ayırarak ve uydurma bayraklarla servis ederek tanıtma çabası ise açıkça bir beşinci kol çalışmasıdır.
Buna itibar edilmemeli ve bu tür girişimler meşrulaştırılmamalıdır.
Bu bölgedeki Türklüğün sembolü olan iki devlet vardır ve bayrakları nettir:
Türkiye ve Azerbaycan.
Bu iki devletin milletleri tarif edilirken Türkiye Türkleri ve Azerbaycan Türkleri şeklinde ifade edilir.
Bu tanım zaten genel bir kapsayıcılığa sahiptir. Çünkü bu milletlerin içinde Anadolu’daki bütün beylikler, Oğuz boyları ve Kıpçak unsurlar yer almaktadır.
Biz bunları tek tek saymak yerine hepsine birlikte Türkler diyoruz.
Zaten çağımızın ulus devlet anlayışı da bunu gerektirmektedir.
Bu açıdan İran’da yaşayan Türklere de İran Türkleri diyoruz. Hatta birçok durumda onları Azerbaycan Türkleri olarak tanımlamak daha da uygun olabilir.
Bunun dışında oba oba, boy boy ayrıştırarak yapılan tanımlamalar bana göre sistematik bir beşinci kol faaliyetidir.
Çünkü Türk tarihi, maalesef birçok beylik ve hanedan arasındaki mücadelelerle doludur.
Bu tür ayrımlar o eski rekabetleri yeniden tetikleyebilir. Bu süreç zamanla mezhep ayrılıklarının bile kavim ayrılığına dönüşmesine yol açabilir.
Bu nedenle sosyal medyada slogan üreten veya beşinci kol görevlisi gibi hareket eden bazı kişilerin kendilerini Türkçü gibi göstererek yaptığı propagandalara itibar edilmemelidir.
Eğer bu coğrafyada boy, soy veya etnik ayrımlar üzerinden akademik bir tasnif yapılacaksa, bunu Türkiye ve Azerbaycan’ın ilgili bilim kurulları yapar.
Bu iki devletimizin resmî kurumlarının açıklamadığı hiçbir bilgi geçerli kabul edilemez.
Böyle bir konuda görüşlerime değer verdiğiniz için teşekkür ederim.
Saygılarımla
Selçuk Düzgün
Araştırmacı Gazeteci





