• Toplanın! Gelenler var.

Stratejist Mete Aksoy’dan Türkiye–Azerbaycan Tartışmalarına Dair Değerlendirme

Son dönemde sosyal medya platformlarında Azerbaycan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e yönelik yürütülen sert söylemler ve tartışmalar Türkiye kamuoyunda dikkat çekmeye devam ediyor. Özellikle Nahçıvan ve Karabağ bağlamında yaşanan gelişmelerin ardından bazı çevrelerde ortaya çıkan eleştiriler, zaman zaman hakaret ve itibarsızlaştırma diline kadar varan bir söylem dalgasına dönüşmüş durumda.

Bu tartışmaların arka planını değerlendiren stratejist Mete Aksoy, sosyal medya hesabından yaptığı kapsamlı paylaşımda Türkiye–Azerbaycan ilişkilerine yönelik yürütülen söylem kampanyalarını jeopolitik ve stratejik bir perspektiften ele aldı.

Aksoy’a göre sosyal medyada ortaya çıkan bu tartışmaların önemli bir bölümü sıradan bir eleştiri atmosferinin ötesinde değerlendirilmeli ve bölgesel güç dengeleri bağlamında analiz edilmelidir.

“Azerbaycan’a yönelik bilinçli bir linç kampanyası yürütülüyor olabilir”

Mete Aksoy, sosyal medyada Azerbaycan’a yönelik yürütülen sert söylem dalgasının rastlantısal olmayabileceğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Sosyal medyada Azerbaycan’a yönelik bilinçli bir linç operasyonu var. Bunun merkezinin neresi olduğunu kesin olarak söylemek zor; ancak bazı ihtimallerden söz edilebilir. Türkiye içinde bazı bürokratik klikler, Rusya, İsrail ya da İran gibi aktörler bu süreçte etkili olabilecek ihtimaller arasında değerlendirilebilir.”

Aksoy’a göre bu tartışmaların merkezindeki temel argümanlardan biri Azerbaycan’ın İsrail ile yürüttüğü savunma ilişkileri.

Azerbaycan–İsrail ilişkileri ve Karabağ sonrası jeopolitik gerçeklik

Aksoy, Azerbaycan’ın İsrail ile savunma alanındaki ilişkilerinin tarihsel bağlamdan koparılarak ele alınmasının yanlış sonuçlara yol açabileceğini ifade ediyor.

Karabağ savaşının ve Hocalı katliamının ardından Azerbaycan’ın uluslararası sistem içinde büyük ölçüde yalnız bırakıldığını hatırlatan Aksoy, bu süreçte iki ülkenin Azerbaycan’a ciddi destek verdiğini belirtiyor.

“Karabağ’ın kaybedildiği yıllarda ve Hocalı trajedisinden sonra Azerbaycan’a dünyada hemen hemen hiçbir devlet yardım etmedi. İki devlet hariç: Türkiye ve İsrail. Türkiye Azerbaycan ordusunun modernizasyonunda ve askeri eğitiminde önemli rol oynadı. İsrail ise 2010’lu yılların başından itibaren savunma sanayi kapasitesini Azerbaycan’a açtı.”

Aksoy’a göre bu jeopolitik gerçeklik göz önüne alındığında Azerbaycan’ın İsrail ile savunma ilişkilerini bir anda kesmesi gerçekçi bir politika seçeneği değildir.

KKTC meselesi ve Karabağ politikasının stratejik dengesi

Sosyal medyada dile getirilen bir diğer eleştirinin Azerbaycan’ın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımaması olduğunu belirten Aksoy, bunun da belirli stratejik nedenlere dayandığını ifade ediyor.

Aksoy’a göre Azerbaycan’ın Karabağ politikasının temel dayanaklarından biri uluslararası hukukta “toprak bütünlüğü” ilkesidir.

“Azerbaycan Karabağ meselesinde politikasını büyük ölçüde Birleşmiş Milletler’in toprak bütünlüğü kararları üzerine kurdu. Eğer Azerbaycan KKTC’yi tanısaydı, Karabağ konusunda kullandığı en güçlü diplomatik argümanlardan birini zayıflatmış olacaktı.”

Aksoy ayrıca Kuzey Kıbrıs’ın uluslararası statüsünün Türkiye açısından da belirli stratejik dengeler içerdiğini vurguluyor.

Eleştiri ile hakaret arasındaki çizgi

Aksoy, devlet liderlerine yönelik eleştirinin demokratik bir hak olduğunu ancak hakaret ve aşağılama dilinin farklı bir noktaya işaret ettiğini belirtiyor.

“Aliyev’i eleştirmeniz beni ilgilendirmez. Ben de eleştiriyorum. Erdoğan’ı da eleştiriyorum. Bu demokratik bir haktır. Ancak bazı çevreler Aliyev eleştirisi maskesi altında Azerbaycan’a yönelik ağır hakaretler kullanıyor.”

Aksoy’a göre bu tür söylemler yalnızca siyasi eleştiri olarak değerlendirilemez ve iki kardeş ülke arasındaki toplumsal bağlara zarar verme potansiyeli taşır.

Karabağ zaferi ve Azerbaycan toplumundaki liderlik algısı

Stratejist Mete Aksoy, İlham Aliyev’in Karabağ zaferi sonrasında Azerbaycan toplumunun önemli bir kesimi nezdinde güçlü bir liderlik meşruiyeti kazandığını vurguluyor.

“İlham Aliyev Karabağ zaferinden sonra Azerbaycan toplumunun büyük bir bölümünün gözünde kendini ispatlamış bir liderdir. Bu nedenle ona yönelik hakaret dili, aynı zamanda Azerbaycan halkının önemli bir kesiminin tercihine de hakaret anlamına gelebilir.”

Aksoy, Türkiye’de Cumhurbaşkanı’na yönelik yabancı ülkelerden gelen hakaretlere karşı gösterilen hassasiyetin Azerbaycan için de geçerli olması gerektiğini belirtiyor.

“Haydar Aliyev’in kurduğu stratejik devlet aklı, İlham Aliyev döneminde Karabağ zaferine dönüştü”

Paylaşımının sonunda Azerbaycan siyasetine dair eleştirilerin yapılabileceğini ancak bu eleştirilerin jeopolitik gerçeklikler göz ardı edilmeden yapılması gerektiğini ifade eden Aksoy, şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Elçibey’i büyük bir lider olarak görmem, Aliyev yönetimini eleştirmem; Haydar Aliyev’in Azerbaycan’ın jeopolitiğini doğru temellere oturttuğunu ve İlham Aliyev’in bu çizgiyi devam ettirerek Karabağ’ı geri aldığını görmeme engel değil. Çünkü ben strateji, savaş sanatı ve jeopolitik çalışan bir insanım.”

tumer.org