• Toplanın! Gelenler var.

Görkem Sırmalı: ”BÜTÜNLEYİCİ VATAN”

Şimdiye kadar Amerika (WorknTravel) ve 6 Avrupa ülkesi olmak üzere ülkemin nesli arasında gezme imkânı bulmuş şansılardanım. Tüm bu ülkelerde ister istemez herkesin yaptığı gibi Türkiye ile kıyaslama, bir derecelendirme oluyordu. Belki hepsi bir-iki açıdan önde olsa bile çok geride olduğu alanlar oluyordu.

Ama Azerbaycan’da olduğum sürece bu kıyaslama hiç olmadı, çünkü vatandaydım. Bakü ile İstanbul’u veya Bursa’yı kıyasladım. Sanki ailenin sıradaki tayini için iki imkânı varmış, o değerlendiriliyormuş gibi. Kaldığım süre içinde bunun sadece benim düşüncem olmadığını, tanıştığım- konuştuğum her insanın konuşmalarından anladım. Bizler bir büyük vatanın parçasıydık.

Kaderin farklı yollar çizdiği kardeşler olarak farklı şekillerde kendimizi geliştirdik. Bugün Azerbaycan’ın siyaset de olduğu gibi kültürel, sanatsal ve toplumsal anlamda Türkiye için bütünleyici bir konumda olduğu söylemek zor değil.

Kültürel ve toplumsal anlamda neden ve nasıl bütünleyici sorusunun bence cevabı ilk olarak hafıza. Beni kaldığım tüm sürede en çok etkileyen şey kesinlikle bu olmuştu. Türkiye’de her gün yabancı devletler övülürken Azerbaycan’da yaşananlar hala tazeydi. Tüm Türk dünyasının yaşadıkları takip ediliyor, beraber çalışılıyordu.

Töre! Kültürel kanunlar sert şekilde uygulanıyor Azerbaycan’da. En basitinden sokakları, doğayı kirletmek ağır cezalarla sonuçlanıyor. Bu ve benzeri uygulamaların sonucunuise ister gece ister gündüz, şehir merkezi veya ara sokaklar fark etmeksizin güvenle yürürken hissediyorsunuz.

Gezimizin ikinci haftasında taksiden düşerken (inerken) kameramın lens kapağını düşürdüm. Daha sonra farkına vardığımızda Taksici aradık, buldu ve dedi ki “ben bunu güvenli bir yere koyuyorum. Şimdi çok uzaklaştım (trafik nedeniyle dönmesi mümkün olmayan bir yerdeydik) sorun olmazsa sonrasında ulaştıracağım size.” Ve sonrasındaki 2-3 gün yoğun takvimimiz nedeniyle denk gelemedik en sonunda kendisine çok ters olan kaldığımız noktaya getirip verdi ve tüm bunları karşılık beklemeden yaptı.

Türklük ve Turan bilinci şaşırtıcı derece. Bakü’de kiminle konuşursam konuşayım; en yaşlısından en gencine, en dindarından en dinsizine, muhalefet destekçisinden iktidar destekçisine herkesin bu bilince bu derece sahip olduğu görmek Türkiye’de bizlerin toplum olarak bazı noktaları herkesçe kabul etmemiz gerektiğini gösterdi. Çünkü yapılabilen bir şey olduğunu gördüm, konuştuğum herkes sadece bugünü değerlendirmiyordu, yarın hep beraber tüm Türkler olarak neler yapacağımızın hayalini de kuruyordu.

Bunu en net hissetiğim zamanlar büyük ihtimalle yaptığımız görüşmelerdir. Kiminle tanışsak, görüşsek cümleler hep benzerdi. “Beraber ne yapabiliriz?”, “Size nasıl destek olabiliriz?”, “Yardım edebileceğimiz bir şey varsa her daim hazırız” veya “Biz beraber çalışalım/proje yapalım isteriz ama sizin aklınızda ne var?” gibi örnekler saymakla bitmez. Yani Azerbaycan halkıyla, kuruluşlarıyla ortak çalışmaları bir sonraki adıma taşımak adına çoktan hazır. Bu seviyede hazır olduklarını görmek de farklı duygulara neden oluyor. Önce insan biraz üzülüyor belki utanıyor ben/biz neden aynı şekilde hazır değiliz diye ardından ise motivasyon oluyor ve daha çok çalışmaya ve hızla bu ilişkilerin her alanda mümkün olduğunca kurulmasını sağlamak adına neler yapabilirim diye düşünmeye başlıyor.

Tekrar Bakü’ye dönecek olursam; hiç bilmeden gitseydim (gitmeden araştırmamı yapmıştım) kesinlikle beni en çok kültür binaları ve aktiviteleri şaşırtırdı. Tiyatroları – ki kukladan müzikale her birinin çok merkezi ayrı binaları var- ve müzeleri ile bırakın hafta sonunu hafta içi bile pek çok etkinlik bulmak mümkün. İstanbul’da yaşayan biri için hafta içi tiyatro gösterileri vb. etkinlikler olması gayet doğal olabilir ama nüfus karşılığı olan Bursa’da yaşayan biri hafta sonu belki birden fazla etkinlik arsından seçim yapabilir ancak hafta içi bu seviyede ancak 1 etkinlik/günde olursa olur. Gitmeden kaldığımız süre içinde acaba filarmoniye veya kukla tiyatrosuna gidebilir diye düşünüp incelenmiştim ancak böyle bir etkinliğe katılma fırsatımız olmadı (Bir dahakine nasipmiş diyelim).

Mimarisi ise başka bir konu Türkiye’de yaptığımız pek çok yanlış yapılmış bu da estetik anlamında çok önemli bir katkı sağlamış. Ama beni en çok cezbeden noktası şehrin eski ve yeni arasındaki birleşimi ve uyumu bir şekilde yakalamış olması. Söylemesi kolay yapması oldukça zor olan bir iş bu. Yeni ve modern günümüz yapılarının, diğer yapıları ezmemesi ancak taklide, yapaylığa ve kitsch’e düşmemesi gerekiyor. Bakü’de gezdiğim sürede böyle bir sorun gözüme çarpmadı. Sonradan eklemeler – çıkılan katlar, yapılan ek yapılar- yok muydu? Tabi ki vardı. Ancak onlar göz tırmalamayacak şekilde (üslubu) şekilde yapılmışlardı. Aklıma gelmişken bayıldığım bir diğer nokta ise aydınlatıcı, bilgilendirici vb. tabelalar. Koruma altına alınan tüm binalar, geçmiş/ kültürel/ tarihi değeri olan tüm binalarda ilgili bir tabelayı görmek mümkün. Keşke bir sitesi olsa kültür envanteri gibi oradan da inceleme fırsatım olsa (belki vardır ben bilmiyorumdur). Bu levhalar sadece binalarla sınırlı değil ağaçlarda da mevcut. Böylelikle ağaçların da sıkı takip edildiğini ve hiçbir zarar görmediğine emin olduğunu söyleyebilirim.

En kısa özetiyle, Azerbaycan herkesin gitmesi gereken; geri döner dönmez de yeniden gitmek adına plan yapacağına emin olduğum memleket(im). Yemeğinden, suyuna; insanından doğasına hızla özlem duyulan bir yer.

En kısa zamanda yeniden kavuşmak dileğiyle can Azerbaycan…