Gazeteci ve haber spikeri Mehseti Şerif Özyürek, son dönemde sosyal medyada Azerbaycan Cumhurbaşkanı’na yönelik kullanılan dil ve üslup hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Özyürek, eleştirinin demokratik bir hak olduğunu vurgulamakla birlikte, eleştiri ile hakaret ya da manipülasyon arasında açık bir sınır bulunduğunu ifade ederek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Açık konuşmak gerekirse, son dönemde sosyal medyada Azerbaycan Cumhurbaşkanı’na yönelik kullanılan dilin önemli bir kısmını sağduyulu ve sorumlu bulmuyorum. Eleştiri elbette demokratik bir haktır; ancak eleştiri ile hakaret ya da manipülasyon arasında çok net bir çizgi vardır.”
Özyürek, özellikle kamuoyu önünde etkili konumda bulunan bazı isimlerin kullandığı sert ve ölçüsüz dilin dikkat çekici olduğunu belirterek, bu durumun sorgulanması gerektiğini söyledi.
“Beni asıl düşündüren nokta ise şudur: Kendilerini akademisyen, siyaset yorumcusu ya da kamuoyu önünde etkili isimler olarak tanıtan bazı kişilerin, üstelik zaman zaman devlete yakınlıklarıyla bilinen çevrelerden gelen isimlerin, kardeş bir ülkenin devlet başkanını hedef alan bu kadar sert ve ölçüsüz bir dili tercih etmeleridir.”
Özyürek, bu söylemlerin gerçekten objektif analizlerin sonucu mu yoksa yanlış bilgi akışlarının ya da algı operasyonlarının ürünü mü olduğu sorusunun kamuoyu tarafından sorulmasının doğal olduğunu ifade etti.
“Bu noktada doğal olarak şu soru ortaya çıkıyor: Bu söylemler gerçekten objektif analizlerin sonucu mu, yoksa belirli yanlış bilgi akışlarının, algı operasyonlarının ya da başka etkilerin ürünü mü? Eğer ortada sistematik bir yanlış yönlendirme veya manipülasyon varsa, bunun kaynağının ciddiyetle araştırılması gerektiğini düşünüyorum.”
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkinin sıradan bir diplomatik ilişki olmadığını vurgulayan Özyürek, bu bağın tarihî ve stratejik bir kardeşliğe dayandığını belirtti.
“Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişki sıradan bir diplomatik ilişki değildir. Bu ilişki ‘iki devlet bir millet’ anlayışı üzerine kurulmuş stratejik ve tarihî bir kardeşliktir. Böyle bir ilişki söz konusuyken, kamuoyu önünde söz söyleyen kişilerin çok daha sorumlu ve dikkatli davranmaları gerekir.”
Özyürek, eleştirinin mümkün ve gerekli olduğunu ancak bunun bilgiye dayalı, saygılı ve yapıcı bir çerçevede yapılmasının önemine dikkat çekti.
“Eleştiri yapılabilir; ancak bu eleştirinin bilgiye dayanması, saygı çerçevesinde kalması ve iki kardeş halk arasındaki güveni zedeleyecek bir üsluba dönüşmemesi gerekir. Aksi hâlde bu tür söylemler, farkında olarak ya da olmayarak Türkiye ile Azerbaycan arasındaki güçlü dayanışmayı zayıflatmak isteyen çevrelerin ekmeğine yağ sürmekten başka bir sonuç doğurmaz.”





