Necef ve Kum Ekolleri Arasındaki Fark Ne?
İlahiyatçı yazar Tural İrfan, İran çevresinde devam eden siyasi süreçler bağlamında Necef ve Kum ekolleri arasındaki ilişkiyi değerlendirdi.
Tural İrfan’a göre, mevcut gelişmeler ışığında Necef ve Kum ekolleri arasında gelecekte nasıl bir denge oluşacağını şimdiden kesin olarak söylemek oldukça zor. Çünkü bölgedeki süreçler hâlâ devam ediyor ve sonuçların nasıl şekilleneceği henüz netleşmiş değil.
İrfan, buna rağmen mevcut gerçekliğin şu şekilde olduğunu ifade ediyor: süreçler devam etse de İran’da mevcut iktidar yerinde duruyor ve Velayet-i Fakih sistemi şimdilik varlığını sürdürüyor.
Kuşkusuz Necef ekolünün bazı farklı yönleri bulunuyor. Ancak Tural İrfan, her iki ekolün temel kaynaklarının aynı olduğunu düşünüyor. Ona göre mesele sadece mezhepsel kaynakların benzerliği değildir. Elbette sosyo-politik yaklaşımlarda bazı farklılıklar bulunduğu da açıktır.
İran’daki Kum ekolünde daha politize edilmiş bir sistem bulunduğu biliniyor. Bu sistem, Velayet-i Fakih düşüncesine dayanan bir yönetim anlayışı üzerine kuruludur. Bu durum da onu Irak’taki Necef ekolünden ayıran önemli bir özellik olarak görülmektedir.
Ancak İrfan’a göre, eğer Irak’ta yarın köklü bir değişim yaşanırsa, orada da Velayet-i Fakih sistemine benzer bir yapının ortaya çıkması ihtimal dışı değildir.
Bugüne kadar Necef ve Kum ekolleri arasında ciddi bir çelişkinin bulunmaması da sıkça tartışılan bir konu olmuştur. Çoğu zaman bu iki ekolün birbirine tamamen karşı olduğu veya birbirlerini kabul etmedikleri yönünde yorumlar yapılmıştır. Oysa Tural İrfan’a göre gerçeklik bundan farklıdır.
İrfan, Irak’ta devrim benzeri bir süreç yaşansaydı Necef ekolünün de tıpkı İran’daki gibi dini temelli bir yönetim modelini destekleyebileceğini düşünüyor.
İran’da da devrim öncesinde Velayet-i Fakih düşüncesi bu kadar belirleyici değildi. Bu doktrin esas olarak devrimden sonra siyasi bir araç ve yönetim modeli olarak öne çıktı. Bu anlayışın temel hedefi ise önce Şiiler üzerinde, daha sonra ise tüm Müslüman dünyası üzerinde etkili bir otorite kurmaktı.
Necef’te ise Kum’dan farklı olarak dini ve bilimsel öğretinin daha güçlü olması, siyasal Şiiliğin aynı ölçüde ön plana çıkmasını engellemiştir. Bunun bir nedeni de Necef’teki din adamlarının büyük çoğunluğunun Arap kökenli olmasıdır. Bu durum Necef ekolünün daha çok birlik ve vahdet anlayışına önem vermesine yol açmıştır.
Mezhepsel açıdan bakıldığında İran’da halkın büyük çoğunluğunun Şii olması da Velayet-i Fakih doktrininin toplum tarafından daha kolay kabul görmesini sağlamıştır.
Bir dönem Necef ekolünün başında Güney Azerbaycan kökenli Ebul Kasım Hoyi bulunuyordu. Onun vefatından sonra ise Ayetullah Ali Sistani bu ekolün önde gelen dini otoritesi haline geldi.
Sistani’nin Velayet-i Fakih düşüncesine karşı olduğu yönünde yorumlar yapılmasına rağmen, İrfan’a göre Sistani’nin Kum ekolüyle tamamen kopuk olduğunu söylemek doğru değildir. Aralarındaki farklılık daha çok politik yaklaşımlardan kaynaklanmaktadır.
Tural İrfan’a göre bu görüş ayrılıkları temel dini kavramlara yaklaşımı değiştirecek ölçüde büyük değildir. Bugün Necef ekolünün başındaki isimlerin düşünceleri ile Kum ekolünün yaklaşımı arasında çok keskin farklar bulunduğunu söylemek zor görünmektedir.
Her iki tarafta da farklı düşünen din adamlarının bulunduğu inkâr edilemez. Kum’da Mekarim Şirazi, Necef’te ise Seyyid Hekim gibi isimler farklı görüşleri temsil eden önemli figürlerdir.
İrfan’a göre Sistani’nin Kum ekolüne karşıymış gibi gösterilmesi bile zaman zaman İran’ın bölgedeki çıkarlarına hizmet eden bir algı oluşturabilmektedir.
Sistani’nin Irak’ta ABD ve İngiltere ile daha dengeli ilişkiler kurabilen bir dini otorite olarak bilindiğini söyleyen İrfan, buna karşılık İran’daki bir Ayetullah’ın Batılı devletlerle açık ilişkiler kurmasının veya anlaşmalar yapmasının kabul edilebilir bir durum olmadığını vurguluyor.
Gelecekte Necef ve Kum ekollerinin nasıl bir yol izleyeceğini kesin olarak öngörmenin zor olduğunu ifade eden Tural İrfan, bunun en önemli nedeninin İran ve Irak’ta tam anlamıyla istikrarlı bir siyasi ortamın bulunmaması olduğunu belirtiyor.
Irak’ta Necef ekolü dışında gelişen farklı dini ve siyasi hareketlerin de bulunduğuna dikkat çeken İrfan, Mukteda es-Sadr gibi aktörlerin ortaya çıkmasının Necef için bazı zorluklar doğurabileceğini ifade ediyor.
Ancak genel değerlendirmesinde Tural İrfan, Necef ve Kum ekolleri arasında çok derin fikir ayrılıkları bulunduğunu düşünmediğini belirtiyor. Ona göre mevcut farklılıkların önemli bir bölümü bulundukları coğrafyanın siyasi ve toplumsal şartlarından kaynaklanmaktadır.
Son olarak İrfan, bu ekollerin ortaya koyduğu siyasi modellerin gerçek İslam’ı temsil ettiğini düşünmediğini ifade ediyor. Ona göre Velayet-i Fakih sistemi temelde siyasi bir araçtır ve dini bir zorunluluk olarak görülmemelidir.





