Onur Beyhan TÜMER Başkanı: ”Devletin Varoluş Eşiği: Kürt Etnisitesi Meselesi ve Geri Dönülmez Çözüm Doktrini”

Türkiye Devleti, bölgesel bir güç olmanın ötesine geçerek küresel ölçekte oyun kurucu bir devlet haline gelmek istiyorsa; Balkanlar, Ortadoğu, Kafkasya, Kuzey Afrika ve Akdeniz havzasında kontrol edilebilir ve sürdürülebilir etki alanları tesis etmeyi hedefliyorsa; jeopolitik tasavvurunu Almanya sınırından Doğu Türkistan içlerine kadar uzanan bir stratejik kuşak olarak kurguluyorsa, önce kendi iç düzenini tartışmaya kapalı biçimde sağlamlaştırmak zorundadır.
Bu bağlamda Türkiye’nin önündeki en merkezi ve ertelenemez mesele Kürt etnisitesi sorunudur.
Bu mesele artık bir “sosyal uyum”, “kültürel farklılık” ya da “demokratik genişleme” başlığı değildir. Kürt etnisitesi etrafında şekillenen siyasal alan, devletin egemenlik tekelini, üniter yapısını ve merkezi otoritesini doğrudan zorlayan bir devletleşme krizi niteliği kazanmıştır. Dolayısıyla burada hedeflenen çözüm; zamana yayılan, revize edilebilir veya tekrar eden bir süreç değil, tek hamlede sonuç üreten, geri dönüş ihtimali bırakmayan ve kalıcı bir devlet tasarrufu olmak zorundadır.
Böylesi bir çözümün ön koşulları nettir:
Doğru tarihsel an, Türk kamuoyunun açık ve kitlesel desteği ve tereddüt etmeyen, çelikleşmiş bir devlet iradesi.
Dünya yeni bir küresel kırılma dönemine ilerlerken; bloklaşmaların sertleştiği, güç siyasetinin geri döndüğü ve devletlerin iç zaafları üzerinden tasfiye edildiği bir konjonktürdeyiz. Bu tablo, I. Dünya Savaşı eşiğindeki küresel sıkışmayla yapısal benzerlikler taşımaktadır. Böyle dönemlerde devletler liberal söylemlerle değil, olağanüstü reflekslerle ve kurucu akılla hareket eder.
Türkiye’nin bugün ihtiyaç duyduğu bilinç tam olarak budur:
İttihatçı devlet aklı — yani devletin bekasını, birliğini ve egemenliğini her türlü siyasal ve ideolojik tartışmanın üstünde konumlandıran yaklaşım.
Bu çerçevede Kürt etnisitesi etrafında üretilen; alternatif aidiyetler, paralel meşruiyet alanları ve dış bağlantılı siyasal yapılar devlet düzeniyle bağdaşmaz unsurlar olarak ele alınmalıdır. Devlet, bu alanları yönetmeye ya da dönüştürmeye değil; tasfiye ederek siyasal sistemin dışına çıkarmaya odaklanmalıdır. Amaç; etnisiteyi siyasal belirleyici olmaktan tam ve kesin biçimde çıkarmaktır.
Bu, bireylerle değil; etnisite temelli siyasal yapılanmalarla hesaplaşmadır. Nihai hedef; Anadolu coğrafyasında tek egemenlik, tek hukuk ve tek siyasal merkez ilkesinin geri dönülmez biçimde tesis edilmesidir.
Devlet, kriz anlarında tereddüt ederek büyümez. Güçlü devlet, netlikten, kesinlikten ve kararlılıktan doğar. Türkiye’nin küresel güç olma iddiasının önündeki en büyük tarihsel eşik de budur. Bu eşik ya kurucu iradeyle aşılır, ya da ötelenen sorunlar devleti içeriden aşındırmaya devam eder.
Onur BEYHAN
Türk Stratejik Düşünme Merkezi (TÜMER) Başkanı







