• Toplanın! Gelenler var.

Rusya-Ukrayna Savaşı Gölgesinde İran Krizi: Küresel Güç Dengesinin Yeniden Şekillenmesi

Küresel jeopolitik dengelerin hızla değiştiği, bölgesel krizlerin birbirini tetiklediği bir dönemde dünya gündemi yeniden İran merkezli bir kırılmaya sahne oluyor. Rusya-Ukrayna savaşı devam ederken, Orta Doğu’da yükselen gerilim yalnızca bölgesel değil, küresel güç dengelerini de doğrudan etkileyen yeni bir sürecin kapısını aralıyor.

Bu kritik dönemi, sahadaki gelişmeleri ve büyük güçlerin stratejik pozisyonlarını daha iyi anlamak amacıyla, TÜMER.org Dış İlişkiler Koordinatörü Oktay Hacımusalı; siyaset bilimci ve Avrasya uzmanı Dr. Ümit Nazmi Hazır ile kapsamlı bir değerlendirme gerçekleştirdi.

Röportajda; İran merkezli çatışmanın Rusya açısından anlamı, ABD-İsrail ekseninin bölgedeki rolü, Avrupa’nın enerji güvenliği ve küresel sistemde ortaya çıkan yeni güç denklemleri çok boyutlu bir perspektifle ele alınıyor.

1. Dünyanın gözü bir anda İran’a döndü ve hocam, Rusya-Ukrayna savaşı unutuldu gibi… Siz bölgedesiniz, neler gözlemliyorsunuz? Son bir ayda neler yaşanıyor bölgede?

2026 yılı, dünya politikasında bütün fay hatlarının kırıldığı bir sene yaşatıyor. Venezuela, Filistin, İsrail, Ukrayna ve İran… Birbirleriyle bağlantısız gözükse de aslında Rusya-Ukrayna savaşının başlaması, dünyanın dengesini ve diğer fay hatlarını da tetikledi. İran savaşının başlaması Rusya açısından bazı avantajlar getirdi: Moskova, ABD’nin İran bataklığına çekilmesini; Rusya’nın Ukrayna’da yaşadığı sendromu ABD’nin İran’da yaşamasını ve güç kaybetmesini istiyor. İran savaşının başlamasıyla ABD’nin Rusya üzerindeki müzakere baskısı da şimdilik azalmış durumda. Öte yandan sahada hem Rusya hem de Ukrayna çok fazla ilerleme kaydedemiyor ve sahada şu anda pat durumu var diyebilirim.

2. Rus kamuoyu İran konusunda neler düşünüyor, basında neler konuşuluyor? Rusya haliyle biliyoruz ki İran’dan yana ama tarafsız olan gazeteciler ve analistler var mı?

Rusya resmi olarak İran’dan yana. Rusya’nın İran’a istihbarat desteği verdiği iddiaları da ortaya atıldı fakat Kremlin bu iddiaları kabul etmedi. Gazetecilerin ve analistlerin görüşleri genelde Kremlin’in çizgisiyle aynı. Batı karşıtı ortak olarak görüyorlar. “Düşmanımın düşmanı dostumdur” mantığı var bir bakıma. Ama Rusya tarafında yine de her zaman İran’a karşı ihtiyat vardı. Rusya’nın Ortadoğu’da İran’ın politikalarına çok angaje olmasını da istemiyorlar. Savaşın uzamasının Rusya’ya yaradığına dair görüşler var. Bazı gazeteciler, İran savaşıyla Batı’ya ve tüm uluslararası kurumlara duyulan güvenin tamamen aşındığını, Rusya’nın dünyadaki neredeyse tek güven adası olduğunu bile iddia ediyorlar. Dugin gibi koyu Batı karşıtı olanlar İran’dan yana net tavır koyuyor. Muhalifler ise (daha çok Rusya dışında yaklaşıyorlar), özellikle Rusya’daki son haftalardaki internet kısıtlamalarıyla beraber Rusya’nın daha da izole bir ülke olmaya başladığını ve İranlaşmaya başladığını iddia ediyorlar.

3. Rusya’dan bakıldığında peki nasıl gözüküyor? Siz nasıl değerlendiriyorsunuz İran-ABD-İsrail savaşını… Yani bu bir savaş mı?

Elbette savaş. Aslında Trump’tan önce de ABD’nin İran karşıtı bir politikası vardı fakat Trump ile birlikte bu ilk kez doğrudan savaşa dönüştü. Son yıllarda ABD ve İsrail arasında Ortadoğu’daki iş birliği daha da derinleşmiş ve simbiyotik bir ilişkiye dönüşmüş durumda. Hatta ABD’nin İran’a saldırısı ve politikası daha fazla İsrail eksenli olmaya başladı ve savaşın uzaması ABD’yi zor duruma sokabilir.

ABD ve İsrail’in saldırıları, Rusya-İran ilişkileri açısından bir test oluyor ve iki ülkenin ilişkilerinin sınırlarını ortaya koyuyor. Türkiye-Rusya ilişkilerinin doğal sınırı olduğu gibi, aslında bana göre Rusya-İran ilişkilerinin de doğal sınırı bulunmakta. Bu sınırı belirleyen en önemli açılardan birisi, Rusya ve İran arasında ideolojik, medeniyetsel ve tarihsel olarak hiçbir ortaklığın bulunmaması. İki ülkenin ilişkilerini bugüne ve stratejik ortaklık boyutuna taşıyan unsur pragmatizm ve Batı karşıtlığı oldu. Fakat esnek ortaklık olduğunu söyleyebilirim.

İki ülke arasında Ocak 2025’te Moskova’da stratejik ortaklık anlaşması imzalandı. Bana göre İran’ın beklentileri, anlaşma imzalanmadan önce daha yüksekti; fakat ortaya çıkan metin bu beklentilerin tamamını karşılamadı. Bu anlaşma ortak savunma taahhüdünü içermiyor. Bu da demek oluyor ki Rusya, İran’ı destekliyor fakat savunma yükümlülüğü altına girmiyor. İran derin ve güvenlik temelli ortaklık beklerken, ortaya çıkan model sınırlı, pragmatik ve Rusya merkezli bir stratejik ortaklık oldu. Fakat Rusya ile Kuzey Kore arasında 2024’te imzalanan anlaşmada ise karşılıklı savunma yükümlülüğü bulunmakta. Rusya-Kuzey Kore anlaşması, Rusya-İran anlaşmasından daha kapsamlı.

Rusya’nın böyle bir pozisyon içerisinde olmasının nedenleri: Her ne kadar İran, Rusya’nın Ortadoğu’daki dostu olsa da Rusya, Ortadoğu politikasını İran merkezli hale getirmek istemiyor. Çünkü bu, Rusya’nın Ortadoğu bölgesinde Araplar, Türkiye ve özellikle İsrail ile olan ilişkilerinde hareket alanının kısıtlanması anlamına geliyor. Rusya, İsrail ile karşı karşıya gelmek istemiyor. Öte yandan bütün bunlar, Rusya’nın İran’a hiç destek vermediği anlamına da gelmiyor. İki ülkenin Batı yaptırımlarına maruz kalması, son yıllarda ekonomik anlamda yakınlaşmayı beraberinde getirdi ve Rusya İran’a enerji alanında yatırımlar yaptı. Her ne kadar Kremlin yalanlasa da Rusya’nın ABD/İsrail-İran savaşında İran’a istihbarat desteği verdiğine dair iddialar bulunmakta.

Bu savaşın uzamasının Rusya açısından bazı faydaları da bulunmakta. Birincisi, enerji fiyatlarının artması. Diğer faydası ise ABD İran bataklığına çekilirse şayet, Rusya’nın Ukrayna’da yaşadığı sendromu ABD’nin İran’da yaşaması ve güç kaybetmesi. Sonuç olarak şunu söyleyebilirim ki Rusya’nın İran’a savaşta sınırlı ve sessiz desteği bulunmakta. Ama savaş uzadıkça bu desteğin kademeli olarak artma ihtimali de bulunmakta.

4. Peki Avrupa’ya bu savaş nasıl yansır? Bir enerji krizi yaşanır mı Avrupa’da? Yaşanırsa bundan kârlı çıkan kim olur: Rusya mı yoksa Azerbaycan mı?

Enerji konusu Avrupa’nın hep yumuşak karnı oldu fakat Avrupa’nın enerji krizi yaşayacağını sanmıyorum. Ukrayna savaşının başlamasından sonra Rusya’dan enerji alımını durdurdular ve alternatif geliştirmeye çalıştılar. İran savaşı ve Hürmüz Boğazı’nın kitlenme noktasına gelmesiyle birlikte petrol fiyatları artmaya başladı. Rusya bunu fırsat olarak görüyor. Hatta Putin, Rus enerji şirketlerinin bu fırsatı değerlendirmesi gerektiği yönünde açıklamada bulundu. Moskova’dan “Avrupa, Rusya’ya enerji konusunda muhtaç duruma düşecek” diyenler bile oldu.

Enerji fiyatlarının artmasının Rusya’ya yaradığı ve Rusya’nın bütçesini doldurduğu bir gerçek. Fakat Ukrayna savaşı bitmeden Avrupa’nın Rus doğalgazına ve petrolüne döneceğini sanmıyorum. Azerbaycan açısından değerlendirirsek avantaj olarak görüyorum. Avrupa, Rusya’ya dönmek yerine alternatif tedarikçileri büyütmeye çalışıyor. Rusya-Ukrayna savaşının devam etmesi, Azerbaycan’ı Avrupa açısından enerji ve jeo-stratejik bağlamda önemli hale getiriyor.

TÜMER.org Dış İlişkiler Koordinatörü:

Oktay Hacımusalı