Onur Beyhan: ”İran’da Çok Cepheli Çözülme Riski”

İran’da Çok Cepheli Çözülme Riski ve Etnik Fay Hatları Üzerinden Olası İç Savaş Senaryosu

Giriş: Sahadan Gelen Verilerin Stratejik Anlamı

İran’ın kuzey ve batı bölgelerine ilişkin olarak yerel kaynaklardan doğrulanan saha bilgileri, ülkenin etnik fay hatları boyunca hızla kırılganlaştığını göstermektedir. Özellikle Gilan ve Mazenderan bölgelerinde yaşayan Gilek nüfusun (yaklaşık 2–3 milyon), İran’ın Türk kenti Urmu’nun güneyinde bulunan Kürt Eyaleti’ndeki bölücü Kürt unsurlar ile eşzamanlı hareketlilik içinde olduğu; Urmu merkezli Batı Azerbaycan Eyaleti üzerinden Doğu Azerbaycan’a doğru iki koldan bir baskı ve saldırı hazırlığı bulunduğu bilgisi, bu sürecin spontane değil örgütlü ve yönlendirilmiş bir karakter taşıdığına işaret etmektedir.

Bu tablo, yalnızca etnik hareketlilik değil; devlet kapasitesinde çözülme, merkezî otoritenin zayıflaması ve çok cepheli iç çatışma ihtimali bağlamında ele alınmalıdır.

  1. Kuzey Cephesi: Gilan–Mazenderan Hattı ve Azerbaycan Türk Bölgeleri

Gilan bölgesindeki Gilek unsurların İran Azerbaycan’ına yönelik yığınak yaptığı yönündeki bilgiler, Hazar kıyısı boyunca İran’ın lojistik ve stratejik derinliğinin tehdit altına girdiğini göstermektedir. Bu gelişmeye paralel olarak Tebriz’de sivil nüfusun kırsala yönelmesi, temel gıda ve erzak stoklaması, nakit harcamadan kaçınması gibi davranışlar, toplumun savaş beklentisini fiilen satın aldığını ortaya koymaktadır.

Bu tür sivil refleksler, siyaset bilimi literatüründe “erken toplumsal alarm göstergeleri” olarak değerlendirilir ve genellikle sıcak çatışma öncesi dönemlerde görülür.

  1. Devlet Aygıtında Çözülme: Askerî Elitlerin Kaçışı ve Sermaye Transferi

Yerel kaynaklardan doğrulanan bir diğer kritik veri, Devrim Muhafızları ve İran Ordusu’na mensup üst düzey komutanların ülkeyi terk etmesi ve yurtdışına mali transferler yapmasıdır. Bu durum, ABD Dışişleri yetkililerinin dile getirdiği açıklamaların bir psikolojik harp unsuru değil, sahadaki gerçekliğin diplomatik ifadesi olduğunu göstermektedir.

Siyaset bilimi açısından bu gelişme, “rejim sadakat zincirinin kırılması” anlamına gelir. Devletin silahlı elitleri rejime olan inançlarını yitirdiğinde, iç savaş riski dramatik biçimde artar.

  1. İç Çatışma Dinamiği: Rejim Yanlıları – Karşıtları ve Etnik Cepheleşme

Bu koşullar altında İran’da:

Rejim yanlıları ile rejim karşıtları arasında şehir merkezli iç çatışmalar,

Azerbaycan Türklerinin, PEJAK bağlantılı Kürt unsurlar ve Fars menşeli Gilek gruplar ile iki cepheli bir güvenlik mücadelesine zorlanması,
yüksek olasılıklı senaryolar olarak ortaya çıkmaktadır.

Bu tablo, klasik bir “halk ayaklanması” değil; etnikleşmiş ve dış desteklere açık bir iç savaş modeli üretmektedir.

  1. Güneydoğu Kırılganlığı: Belucistan Faktörü

İran’ın Belucistan bölgesi, hâlihazırda düşük yoğunluklu çatışmalara sahne olan ve devlet otoritesinin sınırlı olduğu bir alandır. Bu bölgede patlak verecek geniş ölçekli bir isyan, çatışmayı ülke geneline yayacak bir tetikleyici işlevi görebilir.

Böyle bir durumda İran, güvenlik önceliğini ülkenin güneyine kaydırmak zorunda kalacaktır.

  1. Dış Müdahale ve Stratejik Felç Senaryosu

Eş zamanlı olarak ABD’nin havadan ve denizden yoğun bombardıman gerçekleştirmesi, İran devlet kapasitesini operasyonel olarak felç edebilir. Bu durumda:

İran’ın kuzey ve batı bölgeleriyle olan bağları zayıflar,

Hazar Denizi hattının kaybedilme ihtimali belirir,

Devletin ana stratejik önceliği Hürmüz Boğazı’nı elde tutmak olur.

Çünkü İran açısından açık denizlere erişim, ticaret ve küresel sistemle temasın tek yaşamsal kanalıdır.

  1. Güç Boşluğu ve Kürt Koridoru Riski

İran’ın askeri ve idari enerjisini Belucistan ve güney hattına yoğunlaştırması, şu bölgelerde kontrol kaybına yol açabilir:

Kürdistan Eyaleti ve çevresi

Horasan bölgesi (Kuzey, Güney ve Rezevi Horasan)

Azerbaycan Türk bölgeleri (Tebriz, Urmiye, Erdebil, Zencan, Hemedan)

Bu boşlukta, dış aktörlerden (ABD, AB, İsrail) lojistik ve siyasi destek alabilen etnik yapıların alan hâkimiyeti kurması mümkündür. Mevcut bölgesel tecrübeler ışığında, bu rol için en istekli ve organize yapının Kürt unsurlar olduğu görülmektedir.

Sonuç olarak, Bağdat sınırından Horasan’ın başlangıcına kadar uzanan, Suriye örneğine benzer bir Kürt terör koridoru oluşma riski doğar. Bu koridor, Tahran–Hürmüz bağlantısını kesme potansiyeli taşır.

  1. İran’ın Muhtemel Tepkisi: Siklet Merkezinin Güneye Kaydırılması

Bu stratejik tehdit karşısında İran Devleti’nin, siklet merkezini güneyde yoğunlaştırması ve kuzey–batı bölgelerindeki kontrolü ikinci plana itmesi rasyonel bir devlet refleksi olacaktır. Ancak bu tercih, ülkenin etnik bütünlüğünü geri dönülmez biçimde zayıflatabilir.

  1. Türkiye ve Azerbaycan İçin Stratejik Sorumluluklar

Eğer İran, Türkiye ve Azerbaycan sınırlarını etkin biçimde kontrol edemez hâle gelirse, iki devlet için aşağıdaki adımlar kritik önemdedir:

Bölgedeki yerli Türk nüfusla iletişim kanallarının açık tutulması,

İlk etapta insani ve lojistik destek sağlanması:

Jeneratör

Ayçiçek yağı

Bakliyat ve temel gıda

Benzin

Sağlık ve tıbbi malzeme

Olası şiddet ve saldırılara karşı, Türk nüfusun kendini savunabilmesini sağlayacak lojistik ve güvenlik tedbirlerinin iki devlet tarafından ciddiyetle ele alınması.

Bu süreçte atılacak adımlar, yalnızca insani değil; uzun vadeli bölgesel dengeyi belirleyecek stratejik hamleler olacaktır.

Onur Beyhan
Türk Stratejik Düşünme Merkezi (TÜMER) Başkanı